Felsefe

Bilim Felsefesi, Bilim Felsefesine Giriş

Bilimsel Felsefe ve Bilim Felsefesi, Bilim Felsefesi Nedir,

BİLİM FELSEFESİNE GİRİŞ

Bilim felsefesi? Bilim adamı, ele aldığı olayları belli bir yöntemle açıklamak, doğrulamak ve kabul edilebilir önermeler, yasalar halinde ortaya koymak ister. Ama bilim adamı, bu kavramların ne olduğu üzerinde durmaz. Bunları araştırmak, felsefenin konusudur. Bu konuyu araştıran bilim dalına bilim felsefesi denir. Bilim felsefesi; bilimin özelliklerini, bilimsel kuramların doğasını, bilimsel yöntemin yapısını, yasa, deney, varsayım, gözlem gibi temel kavramlarını bir problem olarak konu edinir.

Uyarı: Bilim felsefesi ile bilimsel felsefe aynı şey değildir. Bilim felsefesinin amacı bilimin mantıksal yapısını, niteliğini, işleyişini incelemektir. Bilim tel bunu, felsefeye özgü düşünme ve çözümlerine yönteminden yararlanarak gerçekleştirmeye çalışır. Oysa bilimsel felsefenin amacı felsefeyi spekülasyondan, metafizikten arındırmaktır. Bunun için de felsefeye çağdaş bilimin tutum ve yöntemlerini uygular.

BİLİMİN, FELSEFENİN KONUSU OLUŞU

19. ve 20. yüzyılda bilimin olağanüstü başarı sağlaması, bilime olan ilgiyi büyük ölçüde artırmıştır. Bu ilgi düşünen kişileri, neyin bilim olduğunu,neyin olmadığını ayırmaya, dolayısıyla birtakım ölçütler aramaya ve bilimi sorgulamaya götürmüştür. Bu da bilimin, felsefenin konusu içerisine alınmasına yol açmıştır. Bilim felsefesinin görevi kısaca bilim üzerine düşünmek, bilimsel mantık üretmektir. Bilim, düzenli, sistemli ve yöntemli olan bir bilgidir. Amacı, evreni anlamak, evrende meydana gelen olayları açıklamaktır. Her bilimin bir kavram dili vardır.

Örneğin fizikte madde, kuvvet, zaman gibi kavramlar kullanılır. Bilim felsefesi bu kavramları ele alır, “Madde, kuvvet, zaman nedir?” diye sorar ve bunlara cevap arar.

BİLİME FARKLI YAKLAŞIMLAR

Düşünce tarihinde bilimi anlamaya yönelik çeşitli yaklaşımlar vardır. Bu yaklaşımlardan birisi, bilimi “ürün” olarak; diğeri “etkinlik” olarak ele almaktadır.

1. Ürün Olarak Bilim

Bu yaklaşım, bilimi anlamak için bilim diye ortaya konmuş eserleri ele alır ve onları tarihsel gelişmeleri içinde anlamaya çalışır. Bunun yolunu da bilim eserlerini mantık açısından çözümlemekte görür. Böyle bir çözümleme, önermeleri gündelik konuşma dilinin ifadelerinden kurtarıp onları cebirsel semboller ile ifade etmektir. Bu da söz konusu metinleri sembolik mantık diline çevirmekle sağlanır.

Not: Bilimsel önermeleri sembolik mantık aracılığıyla çözümlemek isteyen yaklaşıma mantıkçı pozitivizm ya da neopozitivizm adi verilir. Bu yaklaşımın önde gelen temsilcileri; Hans Reichenbach ve Rudolf Carnap’tır.

Reichenbach ve Carnap; bilimi, bilimsel çalışmalar sonucu ortaya konan önermelerin oluşturduğu bir ürün olarak gördüklerinden bilimselliğe ölçütler getirmeye, bilimi ve felsefeyi metafizikten ayıklamaya çalışmışlardır. Bu ölçütlerin, anlamlılık ve doğrulanabilirlik olduğu belirtilmiştir. Bir cümlenin anlamlı olabilmesi için ya doğrudan olgusal bir dille ya da sonuçta olgusal bir dilin kısaltılması şeklinde (sembolik mantık diliyle) ifade edilmiş olması gerekir.

Örneğin; “Bu gömlek beyazdır.” cümlesinde, “gömlek” özne, “beyaz” yüklemdir. Bu bilgi gözlemsel olarak doğrulanabilir. O halde bu cümle anlamlı bir cümledir. Eğer bir cümle, dile getirdiği olguya uygunsa “doğru”, değilse “yanlıştır.”

Not: Eğer bir cümle, duyumlarla desteklenirse doğrulanabilir; eğer, duyumlarla saptanabilecek olgular dışında bir içerik taşıyorsa, bunun doğru olup olmadığı belirlenemez.

2. Etkinlik Olarak Bilim

Bu yaklaşım; bilimi, bir süreç ve bilim adamlarından oluşan bilimsel topluluğun etkinliği olarak ele alır. Bilimsel etkinlikler tarihsel ve toplumsal ortamlarda gerçekleştirilir. Bu nedenle bilim, geçmişiyle ve kültürel boyutlarıyla ortaya konulmalıdır. Bilimin ne olduğunu anlamak için de bilim adamlarının kişisel özelliklerinin, inançlarının, içinde bulundukları kültürel ortamların bilinmesi gerekir. Bu yaklaşımın temsilcileri: Thomas Kuhn ve Stephan Toulmin’dir.

Kuhn’a göre, problemlere yaklaşımda, problemin belirlenmesi ve çözümlenmesinde bir bilim adamları topluluğu içinde bir anlayış birliği ve bir bilim modeli düşüncesi doğarsa, o zaman bilimsel döneme geçilmiş olur.

Uyarı: Kuhn, bilim adamları topululuğunca kabul edilen bu ortak bilimsel çalışma ve bilim anlayışı modeline paradigma adını verir.

Uyarı: Paradigma, belli bir bilimsel yaklaşımın doğayı ya da toplumu sorgulamak ve onlarda bir ilişkiler bütünü bulmak için kullandığı açık ya da üstü kapalı tüm inançlar, kurallar, değerler, kavramsal ve deneysel araçlardır.

Kuhn’a göre, bilimsel etkinliğin tarihsel gelişiminde iki dönem görülür: Normal bilim (olağan bilim) ve bunalım dönemidir. Normal bilim, belli bir araştırma alanında kapsamlı bir kuram çerçevesinde gelişen bir etkinliktir. Bilim adamlarının görevi, paradigmayla uyumsuzluk gösteren sonuçlara açıklık getirmek, varsa bunlardan kaynaklanan problemleri çözmektir. Normal bilim döneminde, paradigma daha doyurucu ve açık bir sistem haline getirilmeye çalışılır.

Paradigmayı sarsacak eleştiri ve sorgulamalara, yeni paradigma arayışlarına yer verilmez. Bunalım dönemi, paradigmanın yetersizliğinin açıkça görüldüğü dönemdir. Bu dönemde bir bunalım yaşanır ve her bilim adamı kendi kişisel görüşlerini savunmaya başlar. Bunalım dönemi, ortaya yeni bir paradigmanın çıkmasıyla sona erer.

Not: Kuhn’a göre “Bilim, birikimsel bir süreç izlemez, dolayısıyla bilimsel gelişme ya da ilerlemeden değil, ancak bilimsel değişmeden söz edilebilir. ilerleme ve gelişme normal bilim sürecinde yani bir paradigma içinde söz konusu olabilir; fakat bir paradigmanın diğerinden daha iyi açıkladığını gösterecek kriterler olmadığı için bir paradigmadan diğerine geçiş devrimsel bir nitelik taşır.

BİLİM FELSEFESİNDE KLASİK GÖRÜŞ ve ELEŞTİRİSİ

Şefesinin temel araştırma konusu bilimin felsefesinin, niteliğinin ve onu diğer bilgilerden ayıran özelliğinin neler olduğudur. Fakat bugüne kadar “Bilim nedir, özellikleri nelerdir?” sorularına herkesin üzerinde birleştiği yanıtlar verilememiştir. Bunun nedenlerinden biri, bilimin sürekli ve artan bir hızla gelişen, değişen bir etkinlik olmasıdır. Böyle olmakla birlikte zaman içerisinde klasik bir bilim anlayışı doğmuştur.

Not: Klasik görüşü en iyi temsil eden felsefe akın pozitivizmdir. Pozitivizme göre felsefe, evren hakkında bilgi vermekten vazgeçmeli; bilimsel bilgiyi sorgulayan, çözümleyen bir disiplin olmalıdır. Felsefenin temel görevi bilim üstüne mantık diliyle düşünmek olmalıdır.

Klasik görüş açısından bilim şöyle açıklanabilir:

  • Bilim, insan bilincinden bağımsız nesneler hakkında araştırma yapmaktır, yöntemi tümevarımdır.
  • Bilim, bilgi birikimi halinde doğrusal ilerleyen bir süreç içinde gelişir. Bu süreçte yanlış bilgiler terk edilir.
  • Bilimin yardımıyla daha önce bilinenler kesinleştirilir, bilinmeyenler bilinir duruma getirilir.
  • Bütün bilimler birbiriyle bağıntılıdır, bilimler temelde birleşirler. Birbirleriyle doğrudan bir bağıntıları yok gibi görünen ayrı ve farklı bilimlerin bile, birbirleriyle belli bir ilişkisi vardır. Bundan dolayı tüm bilimler birbirlerine ve son çözümlemede de fiziğe indirgenebilir.
  • Bilimsel faaliyetin, insandan tümüyle bağımsız olan bir iç işleyişi vardır. Bilimsel faaliyete, bilim adamının duygu ve düşünceleri etki etmez.

Klasik Görüşte Bilimi Niteleyen Özellikler

Bilimi niteleyen özellikler; bilimsel bilginin, bilimsel yöntemin ve bilimsel kuramların özellikleri olarak üç başlık altında toplanabilir.

Bilimsel Bilginin Özellikleri

Olgusaldır: Bilimin önermeleri, doğrudan veya dolaylı olarak gözlem ve deneye dayanır.

Mantıksaldır: Bilimsel bilgi gerek üretilirken, gerekse doğrulanırken mantık kurallarına dayanır, dolayısıyla tutarlıdır.

Nesneldir: Bilimsel bilgi, duygu ve ön yargılardan bağımsızdır. Ancak bilimdeki bu nesnellik mutlak

Eleştiricidir: Bilimsel bilgiler, her bilginin doğruluğundan şüphe edilerek elde edilir.

Genelleyicidir: Bilimsel bilgi tek tek olgularla değil, olgu türleriyle ilgilenir. Varlığın bir alanını ele alıp, oradaki odak nitelikleri olan bir olgu grubunu inceler. ulaştığı sonuçlar bir tek olay için değil, tüm olaylar için geçerlidir.

2. Bilimsel Yöntemin Özellikleri

Yöntem (metod), belli bir sonuca ulaşmak için izlenen yoldur. Bilim, evrende meydana gelen olayları bilimsel yöntem ile açıklamak ister. Bilimsel yöntem, olguların betimlenmesi ve açıklanması amacıyla izlenen sistemli bilgi edinme yoludur. Betimleme: Bu aşamada araştırma konusu olgular ve bu olgular arasındaki ilişkiler saptanır, sınıflanır. Betimlemeye gözlemle başlanır. Gözlemi, deney izler.

Açıklama: Betimlenmiş olan olgular, bu olguların  birbirleriyle olan ilişkilerini yansıtan empirik genellemeler, bazı teorik kavramlara başvurularak anlaşılır hale getirilir.

Hipotez: Gözlenen olaylar hakkında yapılan geçici bir açıklama taslağıdır.

Kuram: Hipotezin, düzenli gözlem ve deney yoluyla doğrulanması ve incelenen konuyla ilgili genellemelere ulaşılması sonucunda kurum elde edilir. Kuramların, doğa bilimlerinde matematiksel olarak ifade edilmesine Yasa denir.

Uyarı: Doğayı, bilimsel yönden anlamada ön deyinin rolü çoktur. ön deyi, olgular arasındaki ilişkilerden yararlanarak, henüz olmamış bir olguyu önceden kestirmedir. Ön deyide amaç, doğa güçlerini denetim altına almaktır.

3. Bilimsel Kuramın Özellikleri

  • Bilimsel kuram, bir bilim dalında birbirinden ilgisiz ve bağımsız görünen bilimsel genellemeleri ve açıklamaları bir kavramlar sisteminde bütünleştirir ve o varlık alanına mantıki bir düzen sağlar.
  • Bilimsel kuram, evrensel bir dünya görüşü olarak anlaşılmamalıdır. Çünkü bilimsel kuramların temelinde sinirli bir varlık ve olaylar kesimi bulunur.
  • Bilimsel kuramlar değiştirilebilirler. Hatta ayni olaylar hakkında geçerli farklı kuramlar olabilir.
  • Her bilimsel açıklama gibi, kuramın önermeleri de her zaman gözlem ve deneylerle denetlenebilir. Doğrulanamayan kuram bırakılır ve yeni bir kurama gidilir.

Klasik Görüşe Yapılan Eleştiriler

  • Klasik görüşün “Bazı şeyler henüz bilinmiyorsa, bunun nedeni bilimde yeterince ilerleme sağlanamamış olmasıdır; bilimin gelişimi tamamlanınca tüm sorular cevaplandırılabilir.” anlayışı gerçeği yansıtmaz. Çünkü bilim, ancak belli bir alanın, belli koşul ve yöntemlerle edinilmiş bilgisidir.
  • Bilimlerin birbirleriyle bağıntılı olduğu doğru olabilir ama bu, tüm bilimlerin tek bir bilime indirgenebileceği anlamına gelmez.
  • Klasik görüşte en güvenilir yöntemin “doğrulama” yöntemi olduğu kabul edilir. Çağdaş bilim görüşünde ise “yanlışlama” yönteminin daha güvenilir olduğu savunulur.

Not: Karl Popper, “Bilimsel bir kuram ya da yaşamın ölçütü, onun yanlışlanabilmesinde yatar.” diyerek, yanlışlama yöntemini savunur.

  • Klasik görüş, bilime birikimsel bir süreç gözüyle bakar. Fakat bazı bilim tarihçilerine göre bilim, birikimsel bir süreç izlemez. Bilim devrimci hamleler, zikzaklar halinde ilerler.
  • Bilim, onun oluşmasına katkıda bulunan bilim adamları topluluğunun varlığı görmezden gelinerek incelenemez. Oysa klasik görüş bunları dikkate almaz.

BİLİMİN DEĞERİ

  • Bilimin var oluş nedeni; insanın merak, öğrenme ve doğaya egemen olma isteğidir. Bilim, temelde sonuçları ya da yararları için yapılan bir etkinlik değildir; pratik değil teorik bir etkinliktir.
  • Bilim, insanın, doğayla mücadelesinde, onu anlama ve kontrol altına alma etkinliğinde elindeki en değerli bilgidir.
  • Bilim, hiç şüphesiz, insanı ve toplumları bugünkü uygarlık düzeyine getirmiştir; ama, insan, sadece bilim üreten bir varlık değildir. İnsan; bilimin yanında insani, felsefi, sanatsal ve dini bilgilere de sahiptir. İnsan, bu bilgilerin bütünlüğü içinde tam bir insan olur.
  • Bilim tarihinde bazı düşünürler bilime karşı olumsuz tavır takınmışlardır. Örneğin Pascal şöyle demiştir: “İnsan, bilimleri bilmekle, bilmemekten daha çok insanlığın, yitirir.”

Uyarı: Bilimsel bilgi, kesin bir bilgidir. Bu kesinlik matematik ve mantık önermelerindeki kesinlik şeklinde değil, yüksek derecede ihtimal anlamında bir kesinlik olarak anlaşılmalıdır.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Diğer Konular

Güncel bilgileri sizlerle paylaşarak daha iyi bir şekilde anlamanız için hazırladığımız platformumuza davetlisiniz.

Sizin için en iyi şekilde hazırlanan içerikler yüzde yüz özgün olarak yazılmaktadır.

Copyright © 2016 Sitede bulunan yazıların tümü yazarlarımız tarafından yazılmaktadır. İzinsiz kopyalanamaz.Themetf

To Top